2/23/2016

Retina taramasına aldanıp teknolojiyi içerde de devam edecek zannedip dalıyorum her seferinde.Manuel işlemeye başlıyor süreçler.. tabi bana daha kolay..Bit Masalları Krallığı A.Ş'den geldiğim için. 2.kapıda mutlaka karşılayan infaz korumacı Mehmet abi.Önce üstümü arayan sonra saatlerce yanımda oturup Bit Masalları Krallığı Öyküleri dinleyen Aygül. Kimliğimi yazdırdığım memur. Bana eşlik eden jandarmalar, kafaları önde..edepleri gereği.. Sosyal uzmanı, psikoloğu, müdiresi..hepsi.. sonrasında da daimi sakinleri..kısa süreli, uzun süreli (kendine göre..)



En çok da sui generis abla gelmiş diyen 4 tane küçük çocuk. 1-2 yıl önce bebek olan çocuklar. 1-2 yıl sonra da yetiştirme yurdunun en küçükleri olarak hayatlarına devam edecek olan çocuklar. Annelerinin yanında koğuş avlularına lastik gerip atlayan çocuklar..ben çıkmadan büyüme e mi?


Gülüyorum, söylüyorum, birşeyler anlatıyorum. Nasıl neşe kaynağıyım artık daha sık gittiğim koridorlarda, bahçelerde. Kitap götürüyorum. Scrabble oynadık daha geçen hafta. Tekstil atölyelerine gidip oturup izliyorum. Kibrit çöpünden gemilerine, boncuktan anahtarlıklarına paralar veriyorum, verdiriyorum, övgüler düzüyorum..

Kötü şeyler de oluyor tabii, kötü niyetli insanlarla karşılaşma sıklığın daha fazla.kötülükle, hakkaniyet, iyilikle, art niyet, talihle kader, yalanla doğru, tamahkârlıkla, sonsuz hırsın uçlarının o incecik çizgileri nerede ayrılıyor acaba..


Kasvete doğru neşeyle yol almak diye bu koridorlara denir. Tabi öyle bi deyim olsaydı. Kasvet mi, neşe mi daha bulaşıcıdır? Bununla ilgili görgü kuralı nedir? Kasvetli ortamda neşeyi saklamaya çalışmak. Kasvet, neşe; neşe, kasvet derken neredeyse yanlış yola girecektim. Sağa döndüm. boş arazinin ortasında yol almaya başladım. önce çok uzakta binalar göründü. Yüreğim sıkıştı. Kapı nerede. Girmek ve çıkmak, Çıkmak daha önemli..


Atölyelerde bangır bangır ferdi tayfur çalıyor.



Kafamın içinde; şu metrisin önü bir uzun alan,  bir tek seni sevdim, gerisi yalan.



*Resmi adı yetişkinler için ceza infaz kurumudur. Çocuk mahkumların kaldığı açık statüde olan kurumların adı ise eğitim evi olarak geçer. Türkiyede halen 100 binleri çok aşan bir sayıda mahkum bulunmaktadır. Ceza infaz kurumları barındırdığı mahkum profiline gore çeşitlilik arz eder. Bunun yanısıra alfabedeki harflerle tanımlanmaktadır. F tipleri en yüksek güvenlikli kurumlar olarak terör ve organize suç grubu mahkumları barındırır. E tipleri ise karmadır, içinde ayrı bölümlerde olmak üzere erkek, kadin ve çocuk mahkumları barındırır. Son dönemlerde kampus ceza infaz kurumları oluşturulmuştur. Yaklaşık son 15 yıllık süreçte o filmlerde görünen kurum tipinden hızla uzaklaşılmış, fiziksel alanlar iyileştirilmiş, yemekler daha insani koşullara yükseltilmiştir. Personel kalitesi de hayli olumlu yöne kaymıştır.
Mahkumlara ihtiyaçlarına göre eğitim ve psikososyal müdahale programları geliştirilmiştir. Öfke kontrol,alkol madde,aile eğitimleri gibi programlar uygulanmaktadır...

Tüm bunlara karşın cezaevleri mahkumlar için elbette iyi bir yer değildir. Zira özgürlük yaşamdaki en önemli unsurdur. Ancak toplumda suç olgusu oldukça bu kurumların olması da zorunluluktur. Mahkumların topluma uyumları için sadece cezaevlerinde ve bakanlık nezdinde yürütülen çalışmalar da yetersizdir elbet. Tüm toplumsal örgütlerin ve STK'ların bu sürece aktif olarak katılması gerekmektedir..

Toplum ıslahı ve rehabilitasyonu için gereklilikleri tartışılmaz...

2/21/2016

HANEDAN-I ÂL-İ OSMAN’DAN ÂDİLE SULTAN

Sultan II. Mahmud ile eşlerinden Zernigar Sultan’ın kızı olarak 1825’te dünyaya gelir. Sarayda özel eğitim görür. Kaptan-ı derya ve sonradan sadrazam olan Mehmet Ali Paşa ile evlenir. Önce üç çocuğunu, sonra kocasını ve ardından da genç kızı Hayriye Sultan’ı kaybedince acıya boğulur ve Nakşîbendi tarikatından Şeyh Ali Talip Efendi’ye intisab eder. Genellikle çocukları, eşi ve kızı Hayriye Sultan’ın ölümlerinden duyduğu derin üzüntüyü yansıtan manzumeler kaleme alır. Şiirleri 1996’da ‘Âdile Sultan Divanı’ adıyla yayımlanır...


Pür ateşim açdırma sakın ağızımı deyyâr
Zâlim beni söyletme derûnumda neler var
Bilmez miyim ettiklerini eyleme inkâr
Zâlim beni söyletme derûnumda neler var.

Aşkınla yürek yaralarım işler, onulmaz,
Meydanı  mahabbetde bu hicran unutulmaz
Âşık sana çoksa bana dilber mi bulunmaz
Zâlim söyletme beni derûnumda neler var.

Bedçehre rakîbi aceb âdem mi sanırsın
Bir gün gelir ondan dahi ey şûh, usanırsın,
Ettiklerine nadim olursun, utanırsın,
Zâlim söyletme beni derûnumda neler var.

Her dercine  ben  sabr edeyim  şûhı cihanım
Leylâ'ya cefâ âdetin olsun yine canım
Te'sir eder elbet sana bu âh u figanım
Zâlim söyletme beni derûnumda neler var...


iki sarki